Tarih:3.4.2017

AK Parti Gaziantep Milletvekili Mehmet Erdoğan, 16 Nisan’da yapılacak olan referandum da  CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na göndermede bulunarak, “Eğer Kemal Kılıçdaroğlu evet demesse partisinin oylarını hiçbir zaman yüzde 25 yukarıya çekemeyecek ve hiçbir zaman başa gelemeyecek. Gaziantep’te oylarını yüzde 16’ya düşürdü. Bu parti yerlerde. Bu sistem olamasa Kılıçdaroğlu halkın karşısına cumhurbaşkanı adayı olarak çıkamaz. Rüyasında bile göremez” dedi.  

Radyo Zeugma ve GRT FM’in ortak yayınında Burak Çepik’in hazırlayıp sunduğu programa konuk olan AK Parti Gaziantep Milletvekili Mehmet Erdoğan, programda birbirinden önemli açıklamalarda bulundu.

HALK CEZA KESTİ

AK Parti başından beri yeni hükümet sistemini savundu. Muhalefet bunu çıplak gözle göremiyordu. AK Parti’den önce biliyorsunuz üçlü koalisyon vardı. Bu dönemde Türkiye iflasın eşiğine geldi. Bütün borçlarını konsolide etmek istedi. Bunu da başaramadı ve çok büyük sıkıntılar yaşadı.  7 Haziran seçimlerinde halkımız bu olayı tekrar bir daha yaşamak istemediği için AK Parti’yi 317 milletvekiliyle iktidara taşıdı. Tabi buda muhalefetin üstünde büyük etki yaptı.  Özellikle üçlü koalisyon döneminde büyük zarar gören Milliyetçi Hareket Partisi. MHP lideri Devlet Bahçeli o dönemde erken seçim istemişti ve o seçimde oyları yüzden 18’den yüzde 10’a düşmüştü.  Halk bir ceza kesmişti. Yine DSP bugünkü CHP’ye karşı partiydi. DSP’nin oyları yüzde 22 idi ama seçimden sonra yüzde 2’ye kadar düştü. Anavatan tamamen yok oldu. Halk ceza kesti. Niye ceza kesti? Çünkü koalisyonlar döneminde herkes bir tarafa çekmişti. O dönemde devletin üç tane bankası vardı. Vakıflar, Halk ve Ziraat bankaları. Her parti bunlardan bir tanesini kendine bağlamıştı ve üç bankada iflas etti. Türkiye’de o gün 21 banka fona devredildi ve Türkiye o günün parasıyla 48 katrilyon zarar etti. Bunun yansıması 200 katrilyona çıktı. MHP’nin de desteği ile anayasa değişikliği meclisten geçti. Şimdi sıra halkımızda. 16 Nisan’da halkımızın desteği ile güçlü bir evet çıkacak ve bundan sonraki sıkıntıları aşacağız.

HALKIMIZ DEMOKRASİNE SAHİP ÇIKTI

Bugün için bir beka sorunumuz yok ama yarın için olmayacak diye bir şey yok ülkemizde eğer 7 Nisan’da koalisyon çıksaydı ülkemiz tekrardan eski günlerine gidecek beka sorunu yaşayacaktı. Bugün neden yok? Çünkü güçlü bir AK Parti iktidarda. Halkın desteği sonuna kadar arkasında ve bunun ötesinde çok güçlü bir lider var. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan var. Recep Tayyip Erdoğan dünyanın güçlü liderlerinden bir tanesi. Marmaray’ın açılışına katılmıştım. Japonya Başbakanı da  katılmıştı. Ülkesine döner dönmez yaptığı açıklama şu oldu: ‘Liderler yüzyılda bir çıkar. Bu çağda lider Recep Tayyip Erdoğan onu da Türkiye’ye vermiş’ dedi. Bizde öyle görüyoruz eğer 7 Nisan da koalisyon kurulsaydı bir beka sorunundan bahsedile bilinirdi. Sıkıntılar olurdu, çok sıkıntı yaşanırdı. Çok şükür halkımız demokrasine sahip çıktı.

MEVCUT SİSTEMİ BU ŞEKİLDE SÜRDÜRMEYE DEVAM EDERSEK SIKINTI ÇIKAR

Mevcut sistemi bu şekilde sürdürmeye devam edersek sıkıntı çıkar. Recep Tayyip Erdoğan’dan sonra sıkıntılar çıkabilir. Biliyorsunuz Yalova Milletvekili Muharrem İnce’de bunu dile getirdi ‘Tamam Erdoğan baştacı ama ya sonra sıkıntı olursa’ diye dile getirdi. Bu sistemle hatırlarsınız üçlü koalisyonda Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Bülent Ecevit’e anayasayı fırlattığında dolar 600 liraydı ama saat 12’de dolar iki katına çıktı ve ülkemiz büyük zararlar gördü. Peki sonuç ne oldu? Sonuç erken seçimde halk onları sandığa gömdü ama Ahmet Necdet Sezer’e birşey olmadı.  Çünkü yargı yolu kapalıydı. Mevcut anayasayı darbe yapan Kenan Evren, Orhan Aldıkaçtı’ya ısmarlama bir anayasa yaptırdı. Bu anayasada o gün 50 tane genç öldürüldü. Birçok insanımız o zamanlar hücrelerde öldürüldü, birçok insan evinden oldu ve yargılanmamak için bu anayasaya bir madde koyuldular.  Bu kadar katı sistemde cumhurbaşkanı korunuyor. Yeni sistemde cumhurbaşkanı parlamentonun denetimine açık. Cumhurbaşkanı yargıya açık ve parlamento hem yargıyı hem cumhurbaşkanını hem de bakanlar kurulunu denetliyor.

SON SÖZ HER ZAMAN HALKA BIRAKILMIŞ 

Yeni sistemdeki seçim sistemi bütün kuvvetler ayrılığını da beraberinde düzelteceği için sıkıntılar bundan sonra olmayacak. Tabi burada her zaman lider bir ismi bulamayabilirsiniz. Cumhurbaşkanı hükümetle anlaşamadı ne olacak?  O zaman cumhurbaşkanı hükümet ile meselesini parlamentoyla değerlendiriyor bir uzlaşı olmaz ise kendisi de gidiyor parlamentoda gidiyor. Tersi olursa ne olur parlamento hem kendisini hem cumhurbaşkanını halka götürüyor. Son söz her zaman halka bırakılmış. 1960 anayasası öyle değildi. Yeni sistemde parlamento cumhurbaşkanını fesh edemiyor. Aynı şekilde cumhurbaşkanı da parlamentoyu fes edemiyor. Uzlaşı olamamasında halka götürülüyor. Kendisi de gidiyor. Şimdiki sistemde cumhurbaşkanının yetkisi çok fazla. İsterse erken seçime götürebilir.

HAYIRCILAR KİTAPÇIĞI OKUSALAR ANLAYACAKLAR

Hayırcılar yeni anayasamızı okusunlar. Okumadıkları belli. Okursalar anlayacaklardır. Yasama, yürütme, yargı nasıl yapıldığına baksınlar. Yasama parlamento, yürütme Bakanlar Kurulu, yargıda bildiğiniz yargı. Seçimde önünüze iki sandık konulacak. Bir tanesinde milletvekillerine ve partiye oyunu kullanacak diğer sandık ise halkın mevcut partilerin gösterdiği cumhurbaşkanı adayını. Buna ilave olarak ta bağımsız adaylar onlarda 100 bin imza ile seçilme hakkına sahip olacaklar. Halkımız seçim günü 3 kasımda bir sandıkta partiye oy kullanırken diğer sandıkta cumhurbaşkanına oy verecek. Aynı günde cumhurbaşkanını seçmiş olacak. Seçilebilmesi için yüze 51 ile cumhurbaşkanı olacak. Alamadığı zaman iki tane en çok oyu alan lider yeniden sandıkta halkın oyu ile seçilecek. Bundan sonra yasama ve yürütme devreye giriyor.  Seçilen cumhurbaşkanı kabinesi oluştururken bunu parlamentosundan seçmeyecek. Kılıçdaroğlu’nun bir açıklaması vardı. Diyor ki ‘Başbakan bir partiden olursa cumhurbaşkanı bir partiden olursa kaos olur diyor.’ Kılıçdaroğlu’nun bizim ikisini birleştirdiğimizden haberi yok! Mevcut durumda bu var kitapçığı okumadığı gibi meclise gelince de dinlememiş. Çünkü kürsü işgali peşinde ve halka gitmemeyi sağlama peşindeydi.

BU SİSTEM OLAMASA KILIÇDAROĞLU HALKIN KARŞISINA CUMHURBAŞKANI ADAYI OLARAK ÇIKAMAZ

Biz gençlerimize değer veriyoruz. Seçme hakları olduğu gibi aynı şekilde seçilme hakkı da olmalı. Gelişmiş 45 ülkede bu böyle. Neden Türkiye’de olmasın ki. Avrupa her yıl eksi büyüme gösterirken Türkiye’de tam tersi her yıl ortalama yüzde 3 büyüme varken onlar gençlerine sahip çıkarken neden biz çıkmayalım. Bugün genç yaşta milletvekillerimiz mecliste mevcut ama her aday olan seçilemiyor tabi. Bizim parlamentoyu 18 yaşındakilerle doldurmak gibi bir niyetimiz yok ama bu gençlerimize  moral anlamında bile çok iyi olacağını düşünüyoruz . Eğer Kemal Kılıçdaroğlu evet demesse partisinin oylarını hiçbir zaman yüzde 25 yukarıya çekemeyecek ve hiçbir zaman başa gelemeyecek. Gaziantep’te oylarını yüzde 16’ya düşürdü. Bu parti yerlerde. Bu sistem olamasa Kılıçdaroğlu halkın karşısına cumhurbaşkanı adayı olarak çıkamaz. Rüyasında bile göremez.

CUMHURBAŞKANIN HATA YAPMA LÜKSÜ YOK

Bugün cumhurbaşkanı yardımcıları neyse yeni sistemde de o olacaktır. Bunun sayısı belli değil bunu cumhurbaşkanı belirleyecek. Cumhurbaşkanın hata yapma lüksü yok hata yaparsa veya halkın sevmediği birşey yaparsa parlamento bunu istediği zaman halkın önüne götürebiliyor. Hata yapma lüksü yok kısacası. Parlamento tamamı ile iki iş yapacak. Bir yasama iki denetim. Şuanda da anayasanın tanıdığı hak bu. Ben Akıncı üstüne darbeden sonra giden ilk milletvekiliyim. Denetim kullanarak girebildim. Benim bir görevim yasama, bir görevim denetim darbe üssüydü. Oradaki gözlemlerimi bütün kanallarla paylaştım. Denetim olayı burada da tamamıyla milletin eline geçiyor. Mesela şuanda cumhurbaşkanını millet denetleyemiyor çünkü seçilmiş gitmiş yeni sistemle parlamentoya gönderdiği milletvekilleri halka götürüyor eğer bakanlarda bir sorun olursa yazılı ve sözlü önerge ile bakanlara bu durum sorularak dile getiriliyor. Sorun düzelmez ise bunu cumhurbaşkanına götürüyor. Sorun cumhurbaşkanı tarafından düzeltiliyor ya da uzlaşmaya götürüyor. İşte o zaman parlamento seçime götürüyor.

ARTIK TÜRKİYE İŞÇİ DEĞİL

Şimdi Türkiye’nin ortalama her yıl yüzde 3 büyümesi yeni yatırımlar ile kendini geliştiren üçüncü hava limanı ile her yıl 150 milyon yolcu taşıma ve lojistik taşımacılıkta hedefi olan bir yatırımın Türkiye’de olması bölgede önemini arttıran bir yatırım. Dünya’da en büyük havalimanı Frankfurt. Bununla ortak giden Amsterdam ve bundan rahatsız olmaları çok normal. Artık Türkiye işçi değil ve onlarla göz hizasında bakışacak. Üstten bakamayacaklar bundan çok rahatsızlar sadece bu mu. Marmararay projesi var. Lozan’ın delindiğini düşünüyorlar. Birde Körfez sermayesi var körfezin bir nokta 7 trilyon dolarlık ticaret hacmi var. Şangay’ın 5 trilyon dolarlık ticaret hacmi var. Türkiye buralara da göz dikti. Buralara da girmek istiyoruz.

YÜKSEK TEKNOLOJİLERİ ARAŞTIRMA MERKEZİ VE UZAY AJANSI KURUYORUZ

Türkiye’de hayırcılardan daha bir ateşli, hırçın bir hayır isteyen bir Avrupa var. Güçlü bir Türkiye istemeyen bir Avrupa var. Bizim kimseyle ne kavga edecek niyetimiz nede zamanımız var. Biz yürüyorduk. Şimdi koşuyoruz. Biz şimdi zıplamak istiyoruz. Onların bataklığına gömülmeye hiç niyetimiz yok. Biz 2023’te kendi uçaklarımızda uçmayı istiyoruz. Kendi savaş uçaklarımızla uçmayı planlıyoruz. Benimde üyesi olduğum Sanayi, Enerji ve Teknoloji Komisyonunda çıkarmış olduğumuz iki kanun var. Enerji ve teknoloji konusu üzerine oluşturduk ve mecliste yasalaşmasını planlıyoruz. Bir madde ile yüksek teknolojileri araştırma merkezi kuruyoruz. Diğeri uzay ajansı kuruyoruz. Avrupa kendi seçimlerinin programlarını unutmuş Türkiye ile uğraşıyorlar. Biz hakkımız olanı üyesi olduğumuz yerlerde ararız.

ÇETİN KARABIYIK