Asker olmak istiyor
Tarih:11.1.2017

Gaziantep’te yaşayan down sendromlu  18 yaşındaki Seydi Bıçakçı’nın annesi, oğlunun en büyük hayalinin asker olmak istediğini söyledi.

 

Gaziantep’te ailesi ile birlikte yaşayan 18 yaşındaki down sendromlu Seydi Bıçakçı’nın hem çalışıp para kazanmak hem de askere gitmek istemesi annesi Ülkü Bıçakçı’yı hüzünlendiriyor.

 

Seydi için de, kendileri için de zor bir şey olduğunu söyleyen anne Ülkü Bıçakçı, sendromlu bireylerin her zaman yardım veya destek alarak hayata tutunabileceklerini söyledi. Seydi’nin asker olmak ve para kazanmak istemesinin kendilerini duygulandırdığını kaydeden anne Bıçakçı, bu istediğin genç erkeğin hakkı olduğunu ancak hastalığın buna engel olduğunu ifade etti.

 

DOKTORA GİTTİĞİMDE ÖĞRENDİM

 

18 yaşında iken anne olduğunu belirten anne Ülkü Bıçakçı, “Seydi’nin doğduğunda down sendromlu olduğunu bilmiyordum. Ta ki yaşıtları gibi yürümediğinde ve konuşmadığında fark ettim. Eşim askerdeydi. Seydi rahatsızlandı. Doktora götürdüm. Doktor bana çocuğumun down sendromlu olduğunu söylediğinde dünyam başıma yıkıldı.”dedi.

 

HER İKİ AİLEDE DE DOWN SENDROMLU KİMSE YOK

 

Doktorun o cümlesinin ardından çok ağladığını belirten anne Ülkü Bıçakçı, “Doktor bana çocuğumun down sendromlu olduğunu söyleyene kadar bu hastalığın adını bile bilmiyordum. Ne benim ne de eşimin ailesinde down sendromlu kimse yok.”dedi.

 

 

“EĞİTİM ÇOK ÖNEMLİ”

İlk yıllarda çocuklarına iyi bir eğitim aldıramadıklarını ifade eden anne Bıçakçı, “Seydi’nin down sendromlu olduğunu öğrendiğimde eşim askerdeydi. Eşimin askerden gelmesini bekledik. Eşim askerden geldikten sonra iş bulamadı. Sigortamız yoktu. O zamanlar bu kadar okul yoktu. Oğlum şu an okulda 11. sınıfa gidiyor. Sabah saat 08.00’de gidip öğleden sonra geliyor. Oğlum önceden okulda galoş yapıyordu şimdi ise hem okuma yazma öğrenirken hem de marangozluk eğitimi alıyor. Eğitim çok önemli.”

 

ASKER OLMAK İSTİYOR

Anne Ülkü Bıçakçı, oğlunun en çok asker olmak istediğini belirterek, “Seydi, hep asker olmak istediğini söylüyor. Televizyonda askerleri gördüğümde içim sızlıyor. İnşallah oğlumun hayali gerçek olur. Asker kıyafeti giyse o bile beni çok mutlu eder. Bir de çalışmayı çok seviyor. Bana her gün ‘Anne ben ne iş yapayım’ diye soruyor. O bunları söyledikçe benim içim acıyor”dedi.

 

TEK FARKLARI +1 KROMOZOMLARI

Ülkede her yıl down sendromlu 800 bireyin dünyaya geldiğini ve bu bireyleri hayata kazandırmanın önemli olduğunu vurgulayan Psikolog ve Eğitim Koordinatörü Mehmet Reşit Eryoldaş, “Çocuklarımız, hizmet sektöründe rahatlıkla çalışabiliyorlar. Burada çocukların da kendisinin işe yaradığını hissetmesi, onla ilgili bir çalışma yapması hayatını çok güzel etkiler.Down sendromluların tek farklı +1 kromozomları” dedi.

 

“GENETİK BİR FARKLILIKTIR HASTALIK DEĞİLDİR”

Down sendromu hakkında bilgilendirmede bulunan Psikolog ve Eğitim Koordinatörü Mehmet Reşit Eryoldaş, “Down sendromu, insanda genetik düzensizlik sonucu yani fazladan bir kromozomun bulunması sonucunda ortaya çıkıyor. Down sendromu genetik bir farklılıktır hastalık değildir. Dış görünüşü olarak hepsi birbirine benzerler fakat bir o kadar da duyguları ve durumları birbirinden farklıdır ve vücut yapıları daha yumuşaktır. Bu nedenle eğitime 4-5 aylıkken başladıklarında yavaş yavaş fiziksel anlamda ilerlemeye başlıyorlar. Dünyada şu ana kadar ise yaklaşık yüz bin down dendromlu kişi bulunuyor. Dünyada ise 6 milyon down sendromlu birey bulunuyor. Down sendromu her yerde, her popülasyonda görülmektedir. Dünyanın her bölgesinde aynı şekilde görünmektedir.” ifadelerini kullandı.

 

“ERKEN MÜDAHALE ÇOK ÖNEMLİ”

Down sendromunda erken müdahalenin önemine değinen Eryoldaş, “Çocuk bizim yanımıza ilk geldiğinde gelişimsel anlamda test yapıyoruz. Erken müdahale çok önemli. Bu test sonucunda okulda ve evde bu eğitimi çocuğa veriyoruz. Basamak basamak ilerliyoruz. Anneye bu çocuklarla ilgili eğitim veriyoruz. Her çocuk için ay ay çetele tutuyoruz ve ona göre ilerliyoruz. Eğitim almadan gelişmeleri çok zor.  Eğitimleri sürekli devam etmeli. 16-18 yaşından sonra ise iş edindirme kurslarına gidiyorlar.” şeklinde konuştu.

 

“PARA İLE BİLE SATIN ALINAMAYACAK BİR DUYGU”

Down sendromlu çocukların hayata kazandırılmasının çok önemli olduğunun altını çizen Mehmet Reşit Eryoldaş, “Büyükşehir Belediyesi’nin çok güzel çalışmaları var. Kafeleri var ve bu sayede çalışabiliyorlar. Devletin herhangi bir kurumunda karşınıza çıkabiliyorlar ve hayatlarını güzel bir şekilde idame ettirebiliyorlar. Bu çalışmalarda iyi eğitim alanlar yer alabiliyorlar. Okuma yazma eğitimi, davranış eğitimi, sosyal eğitim gibi eğitimleri alıyorlar ve çocuk hayata kazandırılabiliyor. Aileler bu durumda çok mutlu oluyorlar. Son zamanlarda derneklerin kurulması, sosyal haklarının olması güzel sonuçlar meydana getiriyor. Çocuklarımız, hizmet sektöründe rahatlıkla çalışabiliyorlar. Biz evde oturduğumuz zaman nasıl bir durumdayız çalışırken nasıl bir durumdayız. Bu bizim için çok önemli. Çalıştığımız zaman bir enerji üretiyoruz. Bir işe yaradığımızı hissediyoruz. Burada çocukların da kendisinin işe yaradığını hissetmesi, onla ilgili bir çalışma yapması hayatını çok güzel etkiler. Sabah kalkıp işe gitmesi, işte çalışması, orada insanlarla iletişime girmesi, eve gelince yorgun hissetmesi çocuk için para ile bile satın alınamayacak bir duyguyu doğurur.” dedi.

 

Bilge Ülke Güzel