Vahittin Bozgeyik 2016 Şiir Yarışmasını kazananlar belli oldu
Tarih:27.3.2016

Geçirdiği kalp krizi sonucu 2005 yılında yaşamını yitiren Gaziantepli gazeteci şair Vahittin Bozgeyik adına her yıl geleneksel olarak düzenlenen şiir yarışmasının 2016 kazananları belli oldu.

ONUR ÖDÜLÜ TOPRAK VE ABUŞOĞLU’NA

Her yıl Bozgeyik şiir yarışması kapsamında Türk şiirine önemli katkılarda bulunan Gaziantepli şairlere onur ödülü veriliyor. Jüri üyeleri bu yıl onur ödülünü şair Hüseyin Toprak ile şair Tamer Abuşoğluu’na vermeyi kararlaştırdı.

Yarışmaya gönderilen şiirler arasında yapılan değerlendirmede ise, birinciliği iki şair paylaştı. Fevzi Günenç, Filiz Punar, İbrahim Halil Aycan, Mehmet Kara, Nurettin Bozgeyik’ten oluşan seçici kurul, birinciliği  Bekir Dadır’ın “Afrodit’in Yetimleri” ile Asım Gönen’in “Gecenin Sağnağı” adlı şiirine vermeyi uygun buldu. Ayrıca, yarışmaya gönderilen şiirler arasında Nuran Kara’nın Aydınlanma Eylemi, İhsan Arı’nın Kent Ceylanı ve Hakan Unutmaz’ın “İlkyaz’ın Sukuşu” adlı şiirleri de övgüye değer bulundu.

Birinciliği paylaşan şairlerden Bekir Dadır 1993 Şanlıurfa doğumlu. İlk öğrenimini doğduğu kentte, orta öğrenimini Antalya’da yapan Dadır, halen Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde öğrenimini sürdürüyor.

Birinciliği paylaşan diğer şair Asım Gönen ise, 1945 doğumlu olup Artvin’nin Ardanuç ilçesi Aydın köyünde dünyaya geldi ve yarışmaya 4 yaşından beri yaşamakta olduğu Kırşehir’den katıldı. Övgüye değer şiirlerin şairlerinden Nuran Kara Batman’lı, Hakan Unutmaz Denizlili, İhsan Arı da Karamanlı.

ÖDÜL TÖRENİ 1 NİSAN’DA

Ödül töreni bu yıl 1 Nisan 2016 Cuma günü Gaziantep Gazeteciler Cemiyeti Konferans Salonu’nda yapılacak.

Ödüle layık görülen şairlerin törene katılamaması durumunda plaketleri ve övgüye değer bulunan şairlerin bröveleri adreslerine gönderilecek.

Bu arada, gazeteci şair Vahittin Bozgeyik ölümünün 11. Yıldönümü olan 2 Nisan’da doğduğu köy olan Devehöyük Köyü’nde mezarı başında anılacak.

Yarışmada birinciliğe layık görülen şiirler ise şunlar:

 

                                                                                                   -Burhan Yeşilyurt’a

AFRODİT’İN YETİMLERİ

 

Yaşam ki

dışarıdan içeriye sızar Burhan

sarkacında hüznün soğuk meyvelerine

 

Derken

içimizden kopan harfler,

oturur karşısında benliğimizin

başlar mayalanmaya

 

Neden

kepenkler hep içe doğru kapanır?

 

Sesimizin rengi

acılarla örülüdür bizim,

gölgemiz ardımızda saklanır

 

Biz

teninin rengi,

ölüm sarısı çocukların

büyüklüğüyüz Burhan

 

Bu çocuklar Burhan

bu çocuklar,

alışagelmiş ölümü bilmezler

avuçlarında taşıdıkları gözlerinde

 

Neden

tanrının yüceliği

delik duvar diplerinden sarkar?

 

Zaman ki

acının değişmez dipnotudur Burhan

sancısında yüceliğin

 

Zaman ki

rahminde babasını doğuran,

kadının yakarışıdır uluorta

 

Neden

hep kaybeden

heybesinde ölümle gezen bizim çocuklardır?

 

Bekir Dadır

 

 

GECENİN SAĞNAĞI

 

bu gece eğlemez beni bu sağnak

bu gece yitik duygulara gömün beni

hiçliğin mezar taşlarına yazın

gözyaşları kadar günahsızım işte

dağların puslu başı kadar suçluyum

ölüsünü kucağında taşıyan bir kadının

çığlıkları kadar diriyim bilsin gazabı tanrıların

“acıya kurşun işlemez” demiş dostum

ben acılara işleyen hasretlerin deryasıyım

kilitlenmiş kapıların ardından geleceğim aç yüreğini

en güzel şiirin sesiyle öpeceğim en işlek yerini

 

bu gece şiire sürgünüm bende değilim ben

külüne sürgünüm duyguların

ağlama yıldızların uzaklığı

bir dalın kırığından akan şiir ağlama

ayın en yuvarlak şavkı konuşacak bu gece

ummanların kükremiş dalgaları konuşacak

çığlıkları konuşacak fırtınadaki gemilerin

ben ki yasaklanmış şiirlerin günahıyım

alevleri bedenimdedir cehennemin

külleri ruhumda

hiçbir teselli aklamaz beni

ben dizginsiz acıların ırmağıyım

 

ay bulutta mıydı dilini mi yutmuştu gece

ağlayan bir gökyüzü müydü yıldızların uzaklığı

kimin ölüsüydü boşluğu kaplayan

boşanmış bulutların kederiydi gecenin gözleri

bacalarda tüten körüğüydü yüreğim

böyle mi olurmuş yitik duyguların azabı

o yüzden ağlamanın yiğitliğine erdim de

çıkarıp gözlerimi kör kötük gezdim

acıyan yerimi ısıran yılanlar ağulandı kederimden 

 

vur artık beni erciyesin ayazı

ceylanlara çevrilmiş mavzerler

                            fırtınası ummanların

bu günahı köy yollarının yeliyle savur

hiçbir yasanın kantarı tartamaz bu acıyı

ölü çocukların yurdudur yüreğim ey

yüreğim

kazılmamış mezarların çukurudur

 

 yalanın suç işleyip gerçeğin ceza aldığı

meçhule yazdılar failini cinayetlerin

en karanlık ardına yazdılar dağların 

katliama uğramış bir halkım bakma öyle menzillerin ölüsü

üzerine gecenin azrail gibi çöktüğü

eğri yolların kervanı bakma öyle

bir yıldız kayar bir baş düşer

utanır mehtabından ay

karları kirletir tümsekleri mezarların

 

Asım Gönen